içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

1972 MÜNİH OLİMPİYATLARI KANLI TERÖR VE İSRAİL FİLİSTİN BARIŞA VURULAN DARBE...

 

1972 MÜNİH OLİMPİYATLARI KANLI TERÖR VE İSRAİL FİLİSTİN BARIŞA VURULAN DARBE...

Olimpiyatı simgeleyen citius, altius, fortius. “daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” anlamına gelen Latince sözlüklerden oluşmaktadır. bir felsefesi vardır olimpiyatların felsefesi barış ve sükunet içinde yaşayacak ve insan onurunun korunduğu bir toplumun oluşmasını teşvik etmek, insanların uyumlu gelişmelerini sağlamak gayesiyle sporu her konuda insanlığın hizmetine sunmak olimpizmin temel amacıdır.

Barışın sembolü olimpiyat ruhu;  Filistin Kurtuluş Örgütü'nden (FKÖ) ayrılan Kara Eylül adlı örgüte mensupsekiz silahlı kişinin, 5 Eylül 1972'de sabaha karşı terör saldırıyla temelleri MÖ 8. yüzyılda atılan Olimpiyatların barış ruhunu öldürmüş oldu. Olimpizmin Öldüğü An: 72 Münih Katliamıdır.

Olayın sebebi olarak; Olimpiyatlar öncesi Altı Gün Savaşı'nın üzerinden yaklaşık beş yıl geçmiş fakat İsrail ve Arap ülkeleri silahlanmaya devam etmiştir. Belli başlı kızışmalar olduysa da sıcak bir çatışma hâlinde bulunulmamıştır. Olayda görev alan saldırganlar, 1971 yılında El-Fetih direniş örgütü içerisinde kurulan Kara Eylül adlı silahlı örgütün üyesiydi. Saldırı, Ürdün'ü Kara Eylül olayları sebebiyle cezalandırma amacı taşımaktaydı.

Olay 4:30 civarında 20'inci Yaz Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapan Münih'teki olimpiyat köyüne girerek İsrail takımının kaldığı bölümü basan maskeli saldırganlar İsrailli halterci Josef Romano ve güreş koçu Moshe Weinberg'i silahla vurarak öldürüldü. Olaylar sırasında ayrıca İsrailli Sporcu Gad Tsobari ve Halter Takımı Antrenörü Tuvia Sokolovsky kaçmayı başardı ancak saldırganlar yedi İsrailli sporcuyu ve iki antrenörü rehin aldılar.

Saldırganlar rehineleri bırakmak için İsrail hapishanelerinde tutulan 200 tutuklunun ve Alman Kızıl Ordu Fraksiyonu adlı suç örgütüne ait 2 tutuklunun salınmasını istediler. Yapılan görüşmeler sonucu saldırganlar taleplerinden vazgeçtiklerini rehineleri de alıp gideceklerini bildirdiler ve helikopter talep ettiler. Alman hükümeti uluslararası bir kriz olan bu olaya müdahale edemiyordu. Yasalara göre Alman ordusu böyle bir olayda rol alamazdı.  Polis kuvvetlerinin ise özel uzman ekibi yoktu.

Nihayet saldırganların helikopterleri geldi ve rehinelerle birlikte havalimanına gittiler. Saldırganlar havalimanına varmışlardı ki oradaki ekip kendi insiyatifine dayanarak bir operasyon başlattılar ve 2 saldırgan öldü 1'i ağır yaralandı. Diğer saldırgan ise tuzağa düşürüldüğünü anladı ve helikopterin içini taradı. Olayın sonucunda 8 sporcu ve 3 antrenör öldü. 5 saldırgan ve 1 de Alman polisi yaşamını yitirdi. 3 saldırgan sağ ele geçirildi 1'isi yaralıydı. Saldırının ertesi günü oyunlara bir gün süreyle ara verildi ve olimpiyat stadında düzenlenen bir törenle kurbanlar anıldı. Dönemin Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Avery Brundage'ın oyunlara devam etme kararı daha sonra bazı kesimler tarafından eleştirildi. Pek çok ülke, “olimpiyatların barış teması” anlamını yitirdiğini düşünerek olimpiyatlardan çekildi.

Oysa Münih Olimpiyatları Almanya'da Nazi rejiminin sona ermesinin ardından düzenlenen ilk olimpiyat olması sebebiyle 1972 Münih Yaz Olimpiyatları heyecanla bekleniyordu. 1936'daki Berlin Olimpiyat Oyunları, Adolf Hitler'in propaganda aracına dönüşmüş ve ırkçılık ve Yahudi karşıtlığının bariz şekilde öne çıktığı bir etkinlik haline dönüşmesi endişeleri beraberinde getirmişti.

Münih Olimpiyatları, Batı Almanya'nın "dost yüzünü"dünyaya göstereceği, sporla birlikte "barışın kutlanacağı"bir etkinlik olması amaçlanan dev bir organizasyon olarak 26 Ağustos'ta başladı. Ancak 5 Eylül tarihinde silahlı Filistinli militanların İsrailli sporcuları öldürmesi sonucu yaşanan katliam dünya tarihine kanlı bir sayfa olarak geçti. Olaylar, on bir İsrailli sporcu ve antrenör, bir Alman polisi ve beş saldırganın ölmesi ile sonuçlandı. Üç saldırgandan ikisi sağ, biri yaralı olarak ele geçirildi. Yaşanan bu gelişmeler barışın simgesi beyaz güvercini de öldürmüş oldu.

Öldürülen 5 Arap saldırganın cenazesi, Libya lideri Muammer Kaddafi'nin ısrarı üzerine Libya'da devlet töreni ile gömülse de büyük tepkiler alındı.  3 saldırgan Alman mahkemelerince tutuklandı fakat bu da uzun sürmedi. Olaydan 1 ay sonra Alman hava yolları şirketi Lufthansa'ya ait bir uçak kaçırıldı ve 3 saldırganın serbest bırakılması istendi. Alman hükümeti uçak korsanlarının  bu taleplerini yerine getirdi. 

Sonuç olarak Olayın ulusal bir trajedi haline geldiği İsrail, terör eylemi soruşturmasının sonuçlarından memnun değildi. Hayatta kalan teröristler ve saldırıyı organize eden kişiler Alman polisi tarafından gözaltına alındı, ancak Filistinlilerin gerçekleştirmeye söz verdiği yeni terör saldırılarının tehdidi altında, tutuklular değiş tokuş sonucunda serbest bırakıldı. 

Yaşanan bu gelişmeler  İsrail adına adaletin tecellisinden çok uzaktı.  Çünkü sporcuların ölümünden sorumlu olanlar ne devlet ne de uluslararası yasalara göre yargılanmamıştı. Sağ yakalanan teröristler, Ekim 1972'de Lufthansa Havayolları'na ait bir yolcu uçağının Filistinli korsanlar tarafından kaçırılması sırasında serbest bırakıldı. Libya'ya giden teröristler burada kahraman gibi karşılandı.

1972 Olimpiyatlarında yaşanan terör sonrası İsrail istihbarat servisi "Mossad" tarafından yürütülen "Tanrı'nın Gazabı" operasyonu başladı. Ortadoğu’da 100 yıldır bitmeyen Önce İsrail Arap Dünyası sonra Filistin ve bugün Gazze’de akan ve gözyaşının  kökleri terörün ağında her geçen yıl ağır bedeller ödemektedir.  

22 Mart 1968'de, Paris'in batı banliyölerinden biri olan ve Fransız politikacıların genellikle '68 olayları' diye tabir ettiği olaylar başladı. O gün olanlar, kendi başına sıra dışı değildi. Öğrenci harekete hızla kitlesel ve devasa boyutlara ulaştı ve ilerleyen yıllarda ırksal ayrım, kadın haklarının savunulması ve her şeyden önce Vietnam savaşına karşı çıkmak konularında radikalleşti. Bir yandan pek çok genç Amerikan öğrenci savaşa gitmekten kurtulmak için yurtdışına çıkarken, ülkedeki üniversitelerin çoğunluğu savaş karşıtı hareketten etkileniyorlardı. Aynı zamanda büyük şehirlerde siyahların yaşadığı gettolarda büyük isyanlar patlak veriyordu (savaşa gönderilen genç siyahların oranı çok yüksekti). 1968'în 23 Nisan'ından 30 Nisan'a kadar New York'taki Kolombiya üniversitesi, yakındaki siyah gettosu Harlem'de yaşayanların desteğiyle, üniversitenin çeşitli akademik bölümlerinin Pentagon'a yardım edişine karşı öğrenciler tarafından işgal edildi. Bu ABD'deki öğrenci hareketinin en yüksek noktalarından biriydi, ve en şiddetli günleri Ağustos sonunda Chicago'da, Demokratik Parti kurultayı sırasındaki gerçek isyanlar sırasında yaşandı. Dünya’da 68 kuşağı ile yaşanan gelişmelerde Filistin davası  altmış sekiz kuşanın radarına takılmış ve Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerindeki gençlik kuşağı Filistin toplumunun haklarının savunucuları olmuştu. 

İşte yaşanan 1972 Münih Olimpiyatlarında Filistin kökenli terör örgütlerince çözüm adına  yapılan bu kanlı saldırı sonrası Avrupa ve dünyadaki  gençlik hareketinin artık Filistin davasındaki onların yanın olmaktan uzaklaşıp, Filistin halkına olan  desteğini terör hadisesinden sonra çekmişlerdir.

Olimpiyatların Sadece Barışa Değil Dünyadaki Toplumsal Sorunlara Duyarlılığı…

Ülkeler arası barışın sağlanabilmesi amacıyla ilk kez Antik Yunanistan’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları Tarihi nice başarılı sporcunun ter ve emeğiyle harmanlanmış öykülerine tanıklık etmiştir. Ancak bu öyküler sadece sporla sınırlı değildir. Zira Olimpiyat tarihi sporcuları dahi gölgede bırakan pek çok ilginç ve sıra dışı olaylarla doludur. Gelin o olaylara yakından bakalım…

Tek bir sözüyle Etiyopya’ya umut oldu

Tarihler 1960 yılını gösterirken. O yıl Roma’da düzenlenen olimpiyatlara yine dünyanın dört bir yanından yüzlerce sporcu katılıyordu. Afrikalı atlet Ababe Bikila da yalnızca onlardan biriydi. Çıplak ayakla koşmasına rağmen, diğer yarışmacıları geride bırakarak maraton koşusunda birinci olan Ababe Bikila, Olimpiyat oyunları tarihinde kendi bayrağı altında koşarak birinci gelen ilk siyahi sporcu unvanının da sahibi oldu.

1964 yılında Tokyo’da düzenlenen yarışlarda da şampiyon olan Bikila’ya artık tüm dünya aşinaydı. İlk yarışından sonra defalarca kendisine mikrofon uzatılmıştı ancak Bikila, bu duruma alışık değildi. Tokyo’da imza attığı başarıdan sonra yine kendisine mikrofonlar uzatılınca dünya çapında yardım seferberliğine neden olacak şu cümleler ağzından dökülüverdi: “Beni boş verin… İyi bir iş yapmak istiyorsanız, benim yerime ülkemde açlıktan ölen, ilaçsızlıktan kıvranan halkımın ihtiyaçlarını tüm dünyaya duyurun.” Bu sözler üzerine dünyanın dört bir yanından Etiyopya’ya yardım yağdı.

1972 Münih Olimpiyatları ile önce olimpiyat ruhunun  barış sembolü katledildi. 1968 gençlik hareketinin rüzgarıyla Filistin, ezilen mağdur bir toplum konumundan,   terör ile bağlantı noktasına çekilerek barış umutlarını bir başka bahara bırakmış oldu. 2024 yılı Paris Olimpiyatlarına kadar geçen yarım asrı geçen elli iki yıllık süreçte Filistin teröre bulaşmasıyla önce 1968 kuşağının desteğini kaybettiler.  Olimpiyatların barış güvercinin ölümüyle dünyadaki barışını kendi elleriyle boğmuş oldular. 

Ayrıca Olimpiyatların barışa katkısı yanı sıra sosyal krizlere karşı 1960 ve 1964 Olimpiyatlarındaki Etopyalı atlet Ababe Bikila’nın Etopya’nın  toplumsal sorunlarının gündeme taşınıp sorunlar için reçeteler hazırlanmasında etkili oldu.  Filistin ise İsrail karşısında uğradığı mağduriyeti barışçı yollardan uzaklaşmasıyla, Filistin sorunu elli iki yıldır zaman içinde kurulan örgütlerden Hamas, El Fetih, kedi aralarında uzlaşmaz tutumu ve, diğer örgütler İslami Cihad, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)  örgütler ön plana çıkmıştır. 

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail'e yönelik saldırıları ve akabinde İsrail'in Gazze'deki hava saldırılarıyla başlayan yeni süreçte, Filistinli birçok örgütün adı kamuoyunun gündemine geliyor.

Günümüzde hem Gazze hem de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te irili ufaklı birçok Filistinli grup faaliyet gösteriyor. Bu örgütlerin hepsi de Filistin'in kurtuluşu adına mücadele ettiklerini savunuyor. Ancak aralarında ciddi ideolojik, politik ve örgütsel farklar bulunuyor. Gelinen bugünkü süreçte Filistin sorunu 20. yüzyldan 21. yüzyıla kadar uzanan 100 yıllık süreçte Kronos evlatlarını Ortadoğu’da  yemeğe devem etmektedir.

                                                                                              Dr. Yüksel GÜNGÖR

Bu yazı 1846 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum