içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

12 Eylül Darbesinin Ayak İzleri

12 EYLÜL DARBESİNİN AYAK İZLERİ

44 yıl önce 12 Eylül de yapılan faşist darbenin izleri hala silinmedi, günümüzde de devam ediyor.

12 Eylül 1980, 68 ve 78 kuşağı için en karanlık, en acılı günlerdir.

12 Eylül denince ilk aklim gelen, eylül sıcağında evlerde soba bacasından yükselen dumanlar. Ülkenin aydınlık insanları önce suç sayılan kitaplarını sobalarda yaktılar. Ancak darbecilerin yaktıkları ateş yüzbinlerce haneyi , milyonlarca yüreği yaktı. 

650 bin kişi göz altına alındı, 231 bin kişi askeri mahkemelerde yargılandı.
299 kişi cezaevinde, 99 kişi yargısız infazlarda hayatını kaybetti. 

Kimsesizler mezarlığını o zaman duymaya başladık. Ateş düşen hanelerden biri de göz altında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın eviydi.
Anası Berfo ana 2013 de yaşama veda edene kadar oğlunu bekledi. Tek dileği ölmeden oğlunun mezarını görebilmek olan Berfo Ana oğlunun kemiklerini bile göremeden öldü.
Aileler gözaltında, işkencede olan evlatlarından aylarca, yıllarca haber alamadılar.

Nurhak’da yaralı kurtulan 68 kuşağının önderlerinden Mustafa Yalçıner ile yaptığım söyleşide o günleri dair;
“İşkence sadece polis tarafından değil , daha sonra cezaevlerinde de yıllarca sürdü.
Diyarbakır zindanlarında insanlar kendini yakarak öldürdü. Kendini yakmak kolay değil.
Çok işkence gördük, çok saldırılara maruz kaldık, 3-4 kez açlık grev yaptık.
Koşullar dayanılır gibi değildi demeyeceğim çünkü dayandık, direndik” demişti.

48 kişi idam edildi. 17 yaşındaki Erdal Eren yaşı büyütülerek idam edildi. Erdal’ın idamı hala vicdanlarımızda bir yara olarak durur.

Dışarıda kalanlar çaresiz, yoksul daha yoksul, zengin daha da zengin oldu. TBMM, sendikalar, STK’lar kapatıldı, grevler, gösteriler yasaklandı.
1982 Anayası ile tüm demokratik haklar yok oldu. Sıkıyönetim, olağanüstü hal yıllarca sürdü. 

O güne kadar seçmeli olan din dersleri zorunlu olduğu an, siyasal İslamın temel taşlarıda enkazın üstüne sıralanmıştı.

Biz demokrasi mücadelesi verirken, kaç kişi bu günleri ön gördü acaba. Darbenin ayak izleri 44 yıldır her geçen gün daha da derinleşti. 

O günden bugüne bir şey değişmedi, yine ülkeyi tek adam yönetiyor. 

O zaman TBMM’i kapalıydı, şimdi ise işlevsiz. O zaman sendikalar kapatıldı, şimdi grevler yasaklanıyor. Eğitim sağlık paralı oldu. Bilim yerini cehalete bırakalı hayli zaman oldu. 
O dönem yoksul daha yoksuldu, şimdi ülke parsel parsel yoksullaştı.

Darbe girişimi “Allahın lütufu” oldu ve yerini sivil darbeye bıraktı. Eğitimciler, akademisyenler görevden alındı.
Artık üniversite, KPSS sınavları gibi milli
Piyango talihlisi bile sahteydi.

12 Eylül de olduğu gibi beyin göçü engellenemez oldu.

Böyle karanlık zamanlarda yolumuzu kaybetmemek için kutup yıldızına ihtiyaç vardır.
Benim kutup yıldızım işkencede bile direnişi zulasında saklı tutan devrimci ruhtur.
Başarabiliriz.

Ferihan Karasu
15.09.2024
ferihankarasu@hotmail.com

Bu yazı 5005 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum