-
Ferihan Karasu
Tarih: 20-10-2024 12:26:00
Güncelleme: 20-10-2024 12:26:00
ÇÖKEN SAĞLIK SİSTEMİ
Ülke gündemi sağlık sisteminde ki yeni haberlerle sarsılıyor.
Yeni bir çete yapılanması ile tanışıyoruz.
Özel hastanelerde ölen ( yada öldürülen) yeni doğan vakası. Yeni doğan terimini sevmedim, sanki olayı biraz hafifletiyor.
Yeni doğan dedikleri bebek!
Ahmet Arif’in “hoşgeldin bebek, yaşama sırası sende” dediği, yaşama sırası gelen bebekler.
Annelerin 9 ay karnında taşıdığı, doğurduğu, öpmeye kıyamadığı, koklayamadığı, emzirmesine fırsat verilmeyen bebekler. Para için Hipokrat yeminli suç örgütü tarafından devleti soymak için kurban edilen bebekler.
Açıkcası bundan sonra bizi şaşırtacak, sınır tanımayan daha başak ne olabilir diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu örgütlü kötülüğü yapabileceklerine, hiçbir insan olmayı başarabilmiş birinin hayal gücü yetmez.
Olayın derinine inildiğinde 12 bebeğin özel hastane yoğun bakım ünitesinde katledilmesinden öte, devletin kurum olan SGK’nın gözlerimizin içine baka baka nasıl soyulduğuna tanıklık edeceğiz.
Sosyal devlet; vatandaşının güvenliğini, sağlığını, eğitimini güvence altına almak zorundadır.
Yaşadıklarımız gördüklerimiz böyle mi?
Yargı vesayet altında, eğitim özelleşti, sağlık tamamen çökmüş.
Bebek ölümleri ile sağlıkta, devleti yönetenlerin gözü önünde, hatta eli ile devletin nasıl dolandırıldığını, soyulduğunu görüyoruz.
Devleti ve devlet güvencesi altında olması gereken hastaların menfaatlerini korumak ile görevli Sağlık Bakanı devleti dolandırıyor.
Mantar gibi çoğalan özel hastaneler ticarethane, hastalar müşteri, doktorlar tacir olmuş.
Kar amaçlı olan doktor olmayan kişilerin işlettiği bu ticarethaneler, hekimler ile yaptığı iş akdinde işletmeye ne kadar para kazandırması gerektiğini de akitde belirtilir.
Özel hastanelere gitmek zorunda kalan hastalardan gereksiz yere tahlil, röntgen vs. istenerek hem hasta, hem de SGK dolandırılıyor.
Yaptığım araştırmalarda çok ilginç bilgilere ulaştım.
Özel hastanelere gitmek zorunda kalan hastalara tahliller, röntgenler vs. yapılarak haksız kazanç sağlanıyor.
Kalp hastası olmayan birine, anjiyo yapılıp stent takılıyor. Yada yaşamını yitirmiş bir yoğun bakım hastasının ölüm raporunu çıkarmadan, yeniden çekimler yapılarak ölü üzerinden bile SGK dolandırılıyor ve benzeri binlerce vaka.
Bu büyük organizasyona suça ortak olmak istemeyen, korkudan susmak zorunda olan sağlık personelleri var. Bir devletin savcısını tehdit etme kudretine sahip bu suç örgütü karşısında, namuslu sağlık personeli çaresizlik içinde suskunluğunu koruyor.
Şaibeli hastanelerin arasında eski sağlık bakanının hastanesi de var.
Yukarda belirttiğim gibi özel hastane sahibinin sağlık bakanı, hastanelerin ticarethane, hastaların da müşteri olarak görüldüğü bir sistemde bebekler de katledilir.
Ahlaksızlığın, çürümüşlüğün her yere sirayet ettiği düzeninize batsın.
Umuda dair Pir Sultan Abdal’dan dizeleri ile bitirmek istiyorum.
Yürü bre Hızır Paşa
Seninde çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
Gün gelir o da devrilir.
20.10.2024
Ferihan Karasu
- BENİM ANNEM DEVRİMCİYMİŞ!
- MAHSUNİ ŞERİF’den EDİP AKBAYRAM’a
- 2024’Ü UĞURLARKEN
- Devrimci Kalabilmek
- UMUDUN TÜRKÜSÜ GEZİ DİRENİŞİ
- 10 KASIM VE CUMHURİYETİN DEĞERLERİ
- Kesinlikle Barış
- GEZİ DİRENİŞİN DE DİSK YELEKLİ HIZIR MEHMET GÜLERYÜZ
- CHP GÜÇLÜDEN DEĞİL HAKLIDAN YANA OLMALI
- Eylül Ayını Uğurlerken
- 12 Eylül Darbesinin Ayak İzleri
- AH NARİN