içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Eylül Ayını Uğurlerken

EYLÜLÜ AYINI UĞURLARKEN
SANATIN YARATICILIĞINA DARBE

Eylül ayını başka severim, 6 Eylül benim anne olduğum gün.

Sevincim kısa sürer, 12 Eylülün hüznü çöker üstüme. Yaşadığımız acılar canlanır usumda. 

Doğumdan eve döndüğümde 9 Eylül 1984 de Yılmaz Güney’in Paris’ten ölüm haberi gelir.
Çocukluğumun çirkin kralı, devrimci duruşunu sinama da işleyen, bedelini zindanlarda ödeyen sanatçı.

Bir yıl sonra  20 Eylül 1985 de RUHİ SU’yu kaybettik. Ruhi Su uzun süre kanser ile mücadele etti. 12 Eylül faşist darbesi yurtdışı yasağı koyarak tedavisini engelledi. Ruhi Su kızım Ekin’in isim babası. Şişli Camiide ki cenaze töreninden sonra son yolculuğuna uğurlamaya gelen binlerin Zincirlikuyu mezarlığına yürüme isteği engellendi, gözaltılar oldu. Eşim Mehmet Karasu’nun çektiği fotoğrafları (fotoğraflar Ruhi Su kitabında kullanıldı) incelediğimde yürüyüş kortejini engelleyen polislerin başında sonraki yıllarda gündemden düşmeye bir isimi görürüz. 
Sivil kıyafetli, elinde telsizli bu kişi dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı  Mehmet Ağar’dı. 
 
Yine eylülde uğurladığımız sanatçılardan biri de Tarık Akan. 16 Eylül 2016 da yaşamını kaybeden Tarık Akan, 12 Eylül cuntası tarafında gözaltında işkence görür ve  bu süreç de yaşadıklarını “ Anne Kafamda Bit Var” kitabında anlatır.
Tarık Akan, Yılmaz Güney’in yazıp yönettiği Sürü ve Yol filimlerinde muhteşem performans ile gönüllerimize taht kurdu.

Yılmaz Güney, Tarık Akan deyince yine 27 eylül 2013 de yıldızlara yolcu ettiğimiz Tuncel Kurtiz’i anmamak haksızlık olur. Yılmaz Güney’in yazıp yönettiği Sürü, Duvar filminin baş kahramanı. Sol duruşundan taviz vermeyen sanatçı.

Yine 20 Eylül 1992 de suikast sonucu yaşamını kaybeden Kürt aydını Musa Anter. 1990 yılların başı, kalabalık bir grup Şişli’de bir mekandayız. Musa Anter; “biz ayrı kürt devlet kurmak istemiyoruz, neden İzmir’i, Antalya’yı bırakalım kardeşçe yaşıyacağız”. Sonra Arif Sağ’a döndü “Arif yok birbirimizden farkımız, siz haydar diyorsunuz, biz heydo” demişti. 

Barış Derneği davasında göz altına alınan tutsak olan yazarlar, ressamlar, tiyatrocular, bilim insanları, aydınlar. Reha İsvan bu davanın tek kadını sanığıydı. Zeynep Oral o dönemi, direnişi Reha İsvan’ın anıları ile  “O Ses” kitabında  anlatır. 

Sanatçılara 12 Eylül zulmü artarak sivil darbe ile devam etti. Ve pandemi bahane edilerek sanatçılar açlığa mahkum edildi. 

Mustafa Kemal Atatürk “sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur” demiştir. 

Ferihan Karasu
29.9.2024

Bu yazı 5191 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum