içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Cumhuriyet’in Önsözü Çanakkale’de Yazıldı

Cumhuriyet’in Önsözü Çanakkale’de Yazıldı
 
‘Söyle Arkadaşım' dedi Anadolulu Mehmet yanı başındaki Anzak erine;
'nereden kopup gelmişsin, neden çökmüş bu mahzunluk üzerine?’ ‘Dünyanın öbür ucundan’ dedi gencecik Anzak,
‘öyle yazmışlar mezar taşıma!’

​​​​​​​​​​​           Bülent Ecevit

​Büyük toprak kaybının yanında, borç sarmalında kıvrandığı için Rus Çarı I. Nikolay’ın, “hasta adam” olarak nitelediği Osmanlı’nın, yirminci yüzyılın en büyük uluslararası çatışması olan I. Dünya Savaşı’nda farklı coğrafyalarda çarpışmak durumunda kaldığı yedi cepheden biri de Çanakkale cephesidir.

​Bir İngiliz-Fransız deniz filosunun, 3 Kasım 1914’te, Boğaz’ın girişindeki dört tabyayı bombalaması ile Çanakkale Deniz Savaşı’nın fitili ateşlenmiş olur. Bu deniz saldırısında, Seddülbahir cephanesindeki patlama nedeniyle toplam 71 şehit verilir. Sarısığlar Koyu’nda demirli Mesudiye zırhlısının, 13 Aralık 1914 tarihinde bir İngiliz denizaltısı tarafından batırılması üzerine, burada da 38 denizci şehit olur. Bir ay sonra, 13 Ocak 1915’te Churchill’in, Boğaz’ı donanma ile geçme plânı onaylanır ve her biri, birer yüzen kaleyi andıran İtilaf (anlaşık devletler) donanmaları, 19 Şubat 1915’ten 13 Mart’a kadar Çanakkale tabyalarına aşındırma atışı yaparlar. Ancak bu saldırılar, Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa (Çobanlı)’nın, yaklaşık bir ay süren destansı savunma savaşı duvarına çarpar ve tabyalardan yapılan karşı top atışları ile ilk planda İngiliz Agamemnon ve Lord Nelson, ayrıca Fransız Bouvet zırhlıları ağır yaralar alarak erim (menzil) dışına çıkmak zorunda kalırlar.
 
​Alman uzmanların planlaması doğrultusunda on hat halinde Boğaz’a dizilen mayınlardan bağımsız olarak, Yüzbaşı Hakkı komutasındaki Nusrat mayın gemisinin, kıyıya paralel bir biçimde dizdiği 26 adet mayın ise 18 Mart 1915 sabahında Boğaz’a abanan 18 parça İtilaf donanmasını, dolayısıyla Churchill’i düş kırıklığına sürükleyecektir. İlk olarak Erenköy Koyu’na girip bombardımana başlayan Fransız zırhlısı Bouvet, mayına takılarak birkaç dakika içinde Çanakkale Boğazı’nın derin sularına gömülür. İngiliz zırhlısı Irressistible da akşam saatlerinde Karanlık Liman’da denizin dibine çöker. Mayına takılan zırhlılardan birisi de Inflexible’dır, o da yara alarak savaş dışı kalır, ancak Bozcaada’ya ulaşmayı başarır. İngiliz donanmasına ait Ocean zırhlısı ise Mecidiye Tabyası’ndan Havranlı Seyit Onbaşı’nın, insanüstü bir güçle kucaklayarak top kızağına sürdüğü 215 kg’lık mermi ile yaralanır ve mayına takılıp Morto Koyu’nda denize gömülür. Böylece Anlaşık devletler donanması ağır bir yenilgi almış ve Çanakkale, denizden geçilmez kılınmıştır.
 
​ Emperyalistlerin, 25 Nisan 1915’te başlattıkları ve 8-9 Ocak 1916’ya dek yaklaşık sekiz buçuk ay süren, bir metre kareye altı bin merminin düştüğü, mermilerin havada kaynaştığı Gelibolu Yarımadası’ndaki kara savaşları ise kuşkusuz oylumlu başka yazı veya yazıların konusudur. Çanakkale’yi karadan da geçilmez kılan ve savaşın yazgısını değiştiren Yarbay Mustafa Kemal’dir. Kȗt’ül Amâre’deki geçici bir başarı dışında, Osmanlı’nın yenilgi almadığı Dünya Savaşı’ndaki tek cephe Çanakkale’dir. Deniz Savaşı’nın başladığı 3 Kasım 1914 esas alınacak olursa, bir yıldan çok süren Çanakkale Savaşları’nda İtilaf devletleri 252 bin; Türk tarafı da 213 bin 882 (56 + bini şehit) olmak üzere her iki taraf toplam 465 bin 882 kayıp (yaralı, sakat, gerçek kayıp) vermiştir.  
 
​Yüz on bir yıl önce Çanakkale üzerinden yapılan paylaşım saldırısında, emperyalistlere denizde ve karada  travmatik bir ders verilmesine karşın, sinsi tuzaklar içeren 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Antlaşması uyarınca - çok geçmeden - Anadolu üzerindeki ikinci dalga emperyal saldırı ve işgaller başlamıştır. Söz konusu bu alçak saldırı da Çanakkale’de tarih sahnesine çıkan, güç ve güven temellerini Anafartalar cephelerinde ve siperlerinde pekiştirmiş olan Mustafa Kemal liderliğindeki Kuvay-ı Milliyeciler tarafından püskürtülmüş, saldırganlar da geldikleri gibi gönderilmişlerdir!
 
​Kuvay-ı Milliye’nin mayası, Çanakkale’de verilmiş olan destansı mücadeledir. Ayrıca, şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın dediği gibi; “Çanakkale, Cumhuriyetin önsözüdür”. Gazi Mustafa Kemal Paşa, laik-demokratik sosyal bir hukuk devlei olan Cumhuriyetimizi bu anti-emperyalist önsöz temelinde inşa etmiştir.
 
​Günümüz, gözü dönmüş başat emperyalisti ABD’nin, Ortadoğu’yu ateşe boğduğu tehlikeli bir süreçten  geçmekteyiz. Kalıcılığımızın (beka) güvencesi; Büyük Atatürk’ün eylemli anti-emperyalist ve anti-kapitalist duruşu ile geride bıraktığı “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesidir!
 
​Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde, başta Büyük Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizin anıları önünde saygı ile eğiliyor, onlara gönül borcumuzu sunuyoruz.
 
​​​​​​​​​​            Doç. Dr. İhsan Tayhani  
​​​​​​​​​​            Bağlıköy-Lefke/ KKTC

Bu yazı 147 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum